G. Mahler | Senfoni No. 1, Re Majör “Titan”

Besteci: Gustav Mahler (1860-1911)
Bestelenme Tarihi: 1888


Yazıyı okurken bir yandan da eseri dinlemek isterseniz aşağıdaki başlat tuşuna basmanız yeterli. Dinleyeceğiniz eser Leonard Bernstein yönetimindeki Viyana Filarmoni Orkestrası tarafından seslendirilmiştir.

 

Eserin Bölümleri
Langsam, schleppend; Sehr gemächlich; Belebtes Zeitmass
Kraftig bewegt, doch nicht zu schnell
Feierlich und gemessen, ohne zu schleppen
Stürmisch bewegt

Jean Paul’ün Titan adlı romanından esinlenerek 1888 yılında tamamladığı 1. Senfoni’si de bir “İnsan ve Doğa Senfonisi”dir. Bir saate yakın süren eser, 1889’da Budapeşte’deki ilk yorumunda “İki Bölümlü bir Senfonik Şiir” başlığıyla çalındı. Mahler 1893 Hamburg ve 1894 Weimar’daki seslendirişlerinde ise Jean Paul’den esinlenerek Titan adını verdiği, aslında beş bölümlü olan eseri ikiye böldü: İlk bölüm “Gençlik Günlerinden, Çiçekler, Meyve ve Diken Parçaları”, ikinci bölüm ise “Commedia Humana-İnsanlık Komedyası” olarak, ayrıntılı bir açıklamayla konser dinleyicilerine sunuldu. Ancak Mahler, eserin yanlış anlaşıldığını görünce açıklamaları kaldırdı.

4/4’lük ölçüde ve Re minör tonda başlayan 1. Bölüm “ağır, sürüklenerek, çok rahat; canlı bir zaman ölçüsünde-bir doğa sesi gibi” (Langsam, schleppend; Sehr gemächlich; Belebtes Zeitmass-Wie ein Naturlaut) temposuyla belirlenmiştir. Bölüm doğanın, bu aynı süreklilikte giden ağır ve esrarlı sesiyle sabahın erken saatinde uyanışını canlandırır. Yaylı çalgıların armonik sesle duyurdukları bu hava, sesi uzaktan gelen bakır üfleme çalgıların guguk kuşlarını yansıtmasıyla renklenir. Bu bölüme daha sonra, Mahler’in Bir Gezginin Şarkıları adlı eserinde kullandığı “Bu sabah tarlalarda gezdim” şarkısının teması hakim olur. Yaşama ve doğaya bağlılığın işlendiği bu şarkı aydınlık, tasasız karakteriyle kendine bağlı yan temalarla gelişir.

2. Bölüm 3/4’lük ölçüde ve La Majör tonda başlar. “Güçlü bir hareketle, ancak çok hızlı değil” (Kraftig bewegt, doch nicht zu schnell) temposuyla bu scherzo bölüm, daha çok vals ile ländler karışımı bir dans havasındadır. Problemsiz olarak gelişir. Bas partisi üzerinde neşeli bir ländler ezgisi yükselir. Sevimli ve pastoral trio bölmesinde de sezilen Alp yöresi atmosferi, bölüme egemendir. Bölüm, ilk yorumlarda kullanılan özgün başlığı Pupa Yelken’e uygun biçimde sona erer.

4/4’lük ölçüde ve Re minör tondaki “Törensel ve ölçülü, sürüklenmeden” (Feierlich und gemessen, ohne zu schleppen) tempo belirlemesiyle başlayan 3. Bölümde (İnsanlık Komedyası), 17. Yüzyıl ressamı Jacques Callot’un Avcının Cenaze Töreni adlı gravüründen esinlenilmiştir. Şakacı, aynı zamanda korkulu bir rüya gibi hayvanlar avcının tabutunun çevresinde toplanmıştır: Tavşanlar flamalar taşımakta; kedi, karga ve baykuşlardan oluşan bando takımı cenaze marşını çalarken, diğerleri ağır adımlarla yürümektedir. Cenaze marşı, herkesin bildiği, kanon biçimindeki ünlü çocuk şarkısı Frère Jacques alaycı bir üslupta çalınır. Timpaninin kısık vuruşları eşliğinde kontrbas ve viyolonselin sürdinli olarak duyurdukları marş, sürekli tekrarlanır. Tema diğer çalgılara da geçer. Beliren karşı temaya timpani ve ziller de katılır. Kanonun tekrarıyla yaratılan monoton hava, bölümün ortasında zarif bir ezgiyle kesilir. Bu ezgi, yine bestecinin Bir Gezginin Şarkıları’ndan ‘‘Yolda bir ıhlamur ağacı var” adlı lieddir. Ancak bölümün sonunda cenaze törenine dönülür. Mahler, kendi açıklamasıyla “Bu kötü bandonun yarattığı izlenimin dünyanın çiğliğini, bayağılığını ve alaycılığını yansıttığı”nı belirtir.

Ara verilmeden, adeta ihtarsız giren 4. Bölüm, yine 4/4’lük ölçüdeki “Fırtına hızında” (Stürmisch bewegt) tempolu final Do, Si, Re bemol, Fa, La bemol’den oluşan uyumsuz (disonant) tiz bir akorla başlar. Mahler bunu, “derinden yaralanmış bir kalbin haykırışı” olarak tanımlar. Bölüm, bestecinin program açıklamasına göre Cehennemden Cennete Geçiş’i canlandırır: “Varoluş cehennem, acının ve kederin aşılması da cennettir”; böylece eserin kahramanı zafere ancak ölümle ulaşacaktır. Vahşi hızla koşuşan yaylı çalgıların üstünde üfleme çalgıların marş motifi yükselir. Zarif ve hafif biçimde kemanlarda duyulan ikinci tema ise, sanki bir kurtuluş gibi birincisiyle kontrast oluşturur. Kısa süren bu kurtuluş, kornaların tehdit üslubundaki tutkulu ve güçlü bir motifiyle kesilir. Fırtına bir ara durulur; Re Majör tonda parlak, iç açıcı doğa motifi belirir: Birinci bölümdeki bu doğa temalarının yeni biçimde işlenişiyle ve yedi kornonun törensel bir coşkuyla sunduğu zafer havasıyla eser sona erer.

 

[1] Aktüze, İrkin: Müziği Okumak, 3. Cilt. Pan Yayıncılık. İstanbul. 2003.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir